TARİHİ VE TURİSTİK DEĞERLERİMİZ
 
MEDRESELER, CAMİİLER, TEKKE VE TÜRBELER:
 
Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne bağlı bulunan 27 adet medrese, camii, tekke ve türbeler aşağıda sıralanmıştır.
 
Eyüpsultan Türbesi ve Camii: Türbe, Hz. Muhammed'in (a.s) ordusunda sancaktar olup, İstanbul'un muhasarası sırasında şehit olan Hz. Halid bin Zeyd Ebû Eyyüb el- Ensârî ‘nin mezarıdır. Mezar, İstanbul’un fetihten sonra bulunmuş ve üzerindeki türbe Fatih Sultan Mehmet tarafından 1459 yılında cami ile birlikte inşa ettirilmiştir. Türklerin İstanbul’da yaptığı ilk eserdir.
 
Türbe, Eyüpsultan Camii adıyla bilinen ünlü ve kutsal camiin kuzey tarafında ve iç avlusunun hemen önünde yer alır. Mihrişah Valide Sultan İmarethanesi ve Türbesi: Bostan İskelesi kenarında yer alır. 1792 yılında, Mimar Kethüdası Arif Ağa'nın mimarbaşılığı zamanında yapılmıştır. Yapıyı Sultan III. Mustafa'nın eşi, III.Selim'in annesi Mihrişah Valide Sultan yaptırmıştır.
 
Abdurrahman Paşa Türbesi: Türbe, Sultan İbrahim dönemi (1615-1648) harem kadınlarından Şekerpare Kadın tarafından kendisi için yaptırılmıştır. Abdülvedüd ( Ya Vedüd ) Sultan Camii ve Türbesi: Ya Vedud Sultan Türbesi, Ayvansaray’dan Defterdar’a kadar uzanan Abdülvedud Cami Mahallesi’nde bulunan bu türbe eski Ayvansaray karakolunun yanında bulunuyordu. Çevre yollarının yapımı sırasında yerinden kaldırılarak bugünkü yerine taşınmıştır. 
 
Adile Sultan Türbesi: Mehmed Ali Paşa Türbesi de denir. Bostan İskelesi Sokağı’nın nihayetinde, Hüsrev Paşa Türbesi'nin sol tarafında ve Hüsrev Paşa Kütüphanesi'nin karşısındadır.
 
Pir Ahmed Edirnevi Türbesi: İlçemizin Cezri Kasım Mahallesi, Defterdar Caddesi üzerinde bulunan bu türbenin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Mimarı da belli değildir. 
 
Hacı Beşir Ağa Türbesi: Hz. Halid bin Zeyd Ebû Eyyüb el- Ensârî Türbesi’ne bitişik olan bu türbede yatan Hacı Beşir Ağa, Sultan III. Ahmet, I. Mahmut ve Sultan III. Mustafa dönemlerinde sarayda Darüssade Ağası (Harem Ağası )  olarak hizmet vermiştir.
 
Uryanizade Ahmed Esad Efendi Türbesi: Osmanlı padişahı II. Abdülhamid döneminde 1878-1889 yılları arasında Osmanlı Devleti'nde “Şeyhülislamlık” görevini yapmış bir din ve devlet adamıdır. 
 
Ferhat Paşa Türbesi: Surdışı Eyüpsultan Feshane Caddesi üzerinde 1595 yılında Ferhat Paşa’nın sağlığında yaptırılmıştır. Eyüpsultan'da ki türbeler içindeki en muhteşem yapıtlardan biridir. 
 
Nişancı Ferudun Paşa Türbesi: Eyüpsultan Beybaba Sokak’ta bulunan bu türbe Mimar Sinan tarafından 1583 yılında yaptırılmıştır. Mehmet Vusuli Efendi Türbesi: İlçemizin Cezeri Kasım Mahallesi, Feshane Caddesi üzerinde bulunan bu türbe 1780 yılında yapılmıştır.
 
Nakkaş Hasan Paşa Türbesi: İlçemizin Zal Mahmut Paşa Caddesi üzerinde, Zal Mahmut Paşa Medresesi’nin arkasına bulunan bu türbe kesin olmamakla beraber 1623 yılında yaptırılmıştır. 
 
Hubbi Ayşe Hatun Türbesi: Ayşe Hubbi Hatun, Beşiktaşlı Şeyh Yahya Efendi'nin torunu, Akşemseddinzade Şemsi Efendinin eşi, II. Selim'in nedimesi idi. 
 
Hüsrev Mehmed Paşa Türbesi: İlçemizin Bostan İskelesi Sokağı’nda, Mahmut Paşa Türbesi ile Adile Sultan Türbesi arasında bulunan bu türbe, 1839 yılında külliyesi ile birlikte yapılmıştır. 
 
Kaptan-ı Derya Hasan Hüseyin Paşa Camii ve Türbesi: Kaptanı Derya Hasan Hüsnü Paşa Türbesi; İstanbul Surdışı Eyüpsultan, Boyacı Sokak’ta 1904 yılında inşa edilmiştir.
 
Deftardar Nazlı Mahmud Efendi Camii ve Türbesi: Eyüpsultan’ın girişinde, Feshane karşısında, Defterdar Caddesi üzerinde bulunan, mütevazı bir Mimar Sinan eseridir. Caminin banisi, Kânunî Sultan Süleyman Han devri Osmanlı maliyesinde, yaklaşık yedi yıl maliye bakanlığı yapmış, yegâne söz sahibi olmuş Defterdar Mahmud Çelebidir. Kendisi İstanbulludur. “Nazlı Mahmut Çelebi” olarak bilinir. Hat sanatıyla ilgilenip bu yolda devir açan Şeyh Hamdullah’dan altı cins yazıyı meşk etmekteydi. 
 
Mirimiran Mehmed Ağa Türbesi: İlçemizin Cami-i Kebir Caddesi ile Beybaba Sokağı arasında bulunan bu türbe, 1589 yılında yapılmıştır. Mirimiran Mehmed Ağa, Sultan III. Murad dönemi devlet adamlarındandır. Sultan II. Selim’in hizmetinde de bulunmuştur.
 
Sokullu Mehmet Paşa Türbesi: İlçemizin Cami-i Kebir Caddesi üzerinde Sokullu Mehmet Paşa’nın medrese,  türbe ve çeşmeden oluşan külliyesi bulunmaktadır. Külliyenin camisinin olmamasının nedeni, hemen yakınında bulunan Eyüpsultan Camisi’nin olmasıdır. Bu külliye Sokullu Mehmet Paşa tarafından 1568–1569 yıllarında Mimar Sinan’a yaptırılmış, 1961–1962 yıllarında onarılmıştır. Külliyenin medresesi günümüzde Eyüpsultan Sağlık Merkezi olarak kullanılmaktadır.
 
Sultan Mehmed Reşat Türbesi: İlçemizin Boyacı Sokağı ile Haliç arasında, bahçe içerisinde bulunan Sultan V. Mehmed Reşat (1909–1918) Türbesi Mimar Kemalettin tarafından (1913–1914 ) yılında Neo-Klasik üslupta yapılmıştır. Sultan Mehmet Reşat 35. Osmanlı padişahı olup, Sultan Abdülmecid’in oğlu, Sultan II. Abdülhamid’in kardeşidir. 
 
Mustafa Ağa Türbesi: İlçemizin Eyüpsultan Camiisi avlusunda ve Hz. Halid bin Zeyd Ebû Eyyüb el- Ensârî Türbesi ‘nin giriş bölümüne bitişik olan bu türbe XVII. yüzyılın ilk yarısında yapılmıştır. Mustafa Ağa Sultan II. Osman (1618–1622) devrinin Darüssaade Ağası’dır.
 
Bulak Mustafa Paşa Türbesi: İlçemizin Eyüpsultan Camisi’nin Musalla Kapısı denilen yerde bulunan bu türbe Mimar Sinan tarafından 1534 yılında yapılmıştır. Bulak Mustafa Paşa, Kanuni Sultan Süleyman (1520–1566) dönemi vezirlerindendir.
 
Lala Mustafa Paşa Türbesi: İlçemizin Eyüpsultan Camisi’nin avlusunda bulunan bu türbe 1580 yılında Mimar Sinan tarafından yaptırılmıştır. Lala Mustafa Paşa, Kanuni Sultan Süleyman (1520–1566) ve Sultan II. Selim (1566–1574) dönemi vezirlerindendir. Sultan II. Selim’in şehzadeliği sırasında Ona lalalık yaptığından ötürü “Lala” unvanı ile anılmıştır.
 
Pertev Paşa Türbesi: İlçemizin Küçük Beybaba Sokağı’nda bulunan bu türbe Pertev Paşa’nın 1572’de ölümünden sonra Mimar Sinan tarafından yaptırılmıştır. Pertev Mehmet Paşa, Kanuni Sultan Süleyman (1520–1566) ve Sultan II. Selim (1566–1574) dönemlerinde vezirlik yapmıştır.
 
Prens Sabahattin Türbesi (Halil Rıfat Paşa Türbesi): İlçemizin Bostan İskelesi’nde bulunan bu türbe XIX. yüzyılın başlarında yapılmıştır. Türbe önceleri Hüsrev Paşa Türbesi’nin türbedar odası olarak tasarlanmış, daha sonra Mahmud Celaleddin Paşa buraya defnedilmiştir.
 
Siyavuş Paşa Türbesi: İlçemizin Camii Kebir Caddesi üzerinde, Sokullu Mehmet Paşa Türbesi ile medresesinin karşısındadır. Yakınında Mirimiran Mehmet Paşa Türbesi ile aynı avluda Şeyhülislam Üryanizâde Ahmed Esad Efendi’nin türbesi bulunmaktadır. Türbe Siyavuş Paşa’nın sağlığında kendisi tarafından 1582–1584 yıllarında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır.
 
Şah Sultan Türbesi: İlçemizin Defterdar Caddesi üzerinde bulunan Şah Sultan Türbesini, Şah Sultan sağlığında, sıbyan mektebi ve sebilden oluşan yapı topluluğu içerisinde 1800 yılında Mimar İbrahim Kâmil Ağa’ya yaptırmıştır.
 
Zal Mahmut Paşa Türbesi: İlçemizin Feshane Caddesi’nde Zal Mahmut Paşa Camisi’nin avlusunda ve medresenin karşısında bulunan bu türbe cami ile birlikte 1577’de yapılmıştır. Zal Mahmut Paşa Kanuni Sultan Süleyman (1520–1566) ve Sultan II. Selim (1566–1574) dönemi vezirlerindendir.
 
VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE BAĞLI TAŞINMAZ HAYRATLAR:
 
Bunlardan başka Eyüpsultan İlçesi’nin çeşitli mahalle ve semtlerinde Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlı yaklaşık 153 civarında irili ufaklı arsa, ev, dükkan, dergah, tekke, türbe, camii, kabristan, mektep, kuyu, çeşme, meşrutahane (lojman) ve merkat (mezar ) bulunmaktadır.
 
Bu eserlerin en önemlileri; Hacı Ali Paşa Camii,Şah Sultan Türbesi, Vezir Tekkesi, Kara Süleyman Tekkesi, Harap Hüssam Efendi Camii ve Tekkesi, Zeynep Hatun Camii, Kaşkeri Murtaza Efendi Camii, Tekke ve Çeşmesi, Şair Fitnat Türbesi, Karabaş Mehmet Efendi Türbesi, Ebulderda Türbesi, Taya Hatun Türbesi, Bostan Dede Türbesi, Bahariye Mevlevihanesi, Kubbe Hatun Türbesi, Topçubaşı Esatağa Camii ve Çeşmesi’dir.
 
EYÜPSULTAN’DA BULUNAN KÜLTÜR MERKEZLERİ:
 
Feshane Uluslararası Fuar, Kongre ve Kültür Merkezi: Feshane, İlçemizin Defterdar semtinde 1835 yılında Osmanlı'nın önemli sanayi ürünleri olan çuha ve feshin temini için kurulmuş yapı üretimi özelliğiyle de türünün ilk prefabrik tekstil fabrikasıdır. Bina bu özelliğiyle de büyük önem taşımaktadır.
 
Osmanlı ordusu 19. yüzyıl ortalarına doğru kıyafetlerinde değişikliğe gitmiş, yeni kıyafetlerin temininde Feshane Dokuma Fabrikasının rolü büyük olmuştur. Feshane'de kumaş ve fes dışında özel olarak halı da üretilmiştir. Feshane bugün Uluslararası Fuar Kongre ve Kültür Merkezi olarak yoğun bir şekilde halkımıza hizmet vermektedir.
 
Eyüpsultan Belediyesi Nikâh Sarayı ve Kültür Merkezi: Haliç kıyısına inşa edilen yeni nikâh sarayı ve kültür merkezinde iki adet 800 kişilik büyük salon, sergi ve sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapacak bölümler yer almaktadır.
 
Cafer Paşa Medresesi Kültür Merkezi: Cafer Paşa Medresesi 16.yy’de Cafer Paşa adına Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Döneminde hadis medresesi olarak kullanılmıştır. Cafer Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’ın son savaşına (Zigetvar) silahtar olarak katılmıştır. Hem el yazısı hem de siması ile Kanuni Sultan Süleyman’a çok benzemektedir.
Sertarîkzade Kültür Sanat Merkezi: 18.yy’de Sertarikzâde Mehmet Emin Efendi’nin adına yaptırılmış bir Cerrahi dergâhıdır. Dönemin tasavvuf hayatının çok parlak bir merkezi konumunda olan bu mekan birçok sanatkar, musikişinas ve ilim adamı yetiştirmiştir.
Afife Hatun Kültür Evi: Zal Paşa Caddesi ile Balcı Yokuşu'nun birleştiği yerdedir. Sol tarafında  Kızıl Mescit ve tam köşede ise Sokollu Mehmed Paşa Çeşmesi vardır. Bu bina iki katlı, ahşap çatı olarak yığma moloz taşından yapılmıştır. Arka tarafında haziresi vardır. Sağ tarafındaki yamaca ise, 1956 tarihinde istanbul'da yıktırılan tarihi eserlerin şahideleri nakledilmiştir. Tekke, Abdün-Nâff Efendi tarafından annesi, Afife Hâtûn adına yaptırılmıştır.
 
EYÜPSULTAN’DA BULUNAN KİLİSELER:
 
Surp Yahya Kilisesi: Nişanca Mahallesi’nde yer alan Surp Yahya Kilisesi 1832 de yapılmıştır. Tüm Ermeni kiliselerinde olduğu gibi bu kilisenin de bahçesi yüksek duvarlarla çevrilidir. Kilise avlu içinde iki katlı bir binadan meydana gelmektedir. Binanın girişinde her iki yandan sekizer basamakla çıkılan bir sofa bulunmaktadır. Üst sofa ön cephedeki iki sütunla desteklenmiştir. Sofanın ön cephesinde dört pencere bulunup, avlunun her iki yanında birer katlı eklenti mevcuttur.
 
Surp Asvadzadzin Kilisesi: İslambey Mahallesi, İslambey Mektebi Sokağı’nda bulunan Surp Asvadzadzin Kilisesi, klasik Ermeni kilisesidir. Bina kesme granit taşlarla örülmüş yüksek duvarlara sahiptir. Küçük bir kapıdan girilen avlu içindeki kilise iki katlıdır. Binanın üzeri örme taşla desteklenmiş kırma çatıyla örtülüdür.
 
CÜLUS YOLU:
 
Cülus Yolu, Fatih Sultan Mehmet’ten, Sultan Vahdettin'e kadar Osmanlı padişahlarının tahta çıktıklarında kılıç kuşanıp ata bindikleri, cülus törenlerinin yapıldığı, padişahın hükümranlığını sembolize eden Eyüpsultan Camisi’nin denize bakan arka bölümünde yer alan tarihi bir yoldur.
 
Geleneğe göre sultan kayık ile Eyüpsultan’a gelir, vezirler ve devlet adamları yolun başında kendisini selamlar, o ise binek taşının oradan atına binerek Eyüpsultan Hazretleri’ni ziyaret ederdi. Törenden sonra sultan yeniden ata biner yolda toplanan ahaliye cülus bahşişi dağıtarak Topkapı Sarayı’na geri dönerdi. Bir döneme damgasını vurmuş Osmanlı padişahlarının iktidara ilk adımı attıkları Cülus Yolu'nda sultanların ata bindikleri tarihi "Binek Taşı" halen Eyüpsultan’da ziyaretçilerini beklemektedir.
 
EYÜPSULTAN HAMAMI:
 
Eyüpsultan Camii civarında, Evliya Çelebi'ye göre, İstanbul'un fethinden sonra ilk yapılan hamam olup o dönemde halk arasında buraya hastalar girerse, Fâtih'in nefesi ile şifa bulurmuş diye rivayet etmektedir.
 
Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan Eyüpsultan Türbe Hamamı, daha sonra Mimar Sinan tarafından şimdiki şekli ile yeniden yaptırılmıştır. Hamam, 14 Eylül 1510 tarihinde meydana gelen ve “Küçük Kıyamet” adı ile tarihe geçen büyük depremde yıkılmıştır. “Eyüpsultan Camii Kebir Hamamı" ve "Fatih Sultan Mehmed Hamamı" isimleri ile de anılan hamam günümüzde restorasyon yapılarak yakın zamanda hizmete açılacaktır.
 
EYÜPSULTAN İLÇESİ’NDE KABRİ VE MAKAMI BULUNAN SAHABELER:
 
İstanbul'da 29 sahabe kabri ve türbesi bulunurken, bunlardan yalnızca Halid bin Zeyd Ebu Eyyüb El-Ensari ve Ebu Şeybe El-Hudri'nin İstanbul'da vefat ettiği ve burada gömüldüğü biliniyor. Diğer 27 türbe ve kabrin ise daha sonradan, ölen bu kişileri anmak adına yapılan "Makamlar" olduğuna inanılıyor. Eyüpsultan ve çevresinde bir sahabe kabri olduğu söylenen altı ziyaretgâh mevcuttur. Bunlar; Hz. Ebu Eyyub el-Ensari, Hz. Cabir bin Muhammed el-Ensari, Hz. Ebu’d-Derda El-Ensar, Hz. Edhem, Hz. Ka’b, Hz. Abdü’s Sadık Amir İbn-i Same ve Hz.Hafir’dir.
 
EYÜPSULTAN MEZARLIĞI:
 
Her yanı tarih kokan ve uhrevi bir havaya sahip Eyüpsultan Mezarlığı’nın mezar taşlarının her biri birer sanat eseri niteliğindedir. Öte yandan Mareşal Fevzi Çakmak’tan Türk Edebiyatı’nın büyük üstadı Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Haşim, Ziya Osman Saba’ya; Ferhat Paşa, Siyavuş Paşa, Sokullu Mehmet Paşa ‘ ya kadar birçok ünlünün kabri burada bulunmaktadır. Pierre Löti çıkış yolunun başlangıcında hemen sağ yanınızda yalnızca Eyüpsultan’a değil, aynı zamanda tarihe mal olmuş ünlülerin isimlerinin bulunduğu “Ebedi Eyüpsultanlılar” anıtını göreceksiniz. Bu ünlüler içerisinde siyasetçiler, sanatçılar, askerler, devlet adamları gibi çeşitli disiplinlerden önemli kişiler bulunmaktadır.
 
EDİRNEKAPI ŞEHİTLİĞİ:
 
Edirnekapı bölgesi ve Edirnekapı Caddesinin her iki yakasında bulunan Edirnekapı Mezarlığı Şehitliğinde başta Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy olmak üzere birçok siyasetçi, yazar, âlim ve devlet adamı ile şehitlik mertebesine erişmiş kahraman Türk askerlerimizin mezarları bulunmaktadır.
 
CELLATLAR MEZARLIĞI:
 
Cellatlar Mezarlığı, Eyüpsultan Camii’nin giriş kapısının hemen solundaki sokaktan yukarıya doğru kıvrılarak giden Karyağdı Bayırı’nın sonunda yer almaktadır. Bu mezarlığın en önemli özelliği; Osmanlı döneminde cellat mezarlığı olarak kullanılmasıdır. Zira Osmanlı döneminde insanların cellatlarla birlikte aynı yere gömülmek istememesinden dolayı dönemin yöneticileri tarafından özel olarak hazırlanmıştır. Bu alana dikkatle bakılması durumunda çoğu kaybolmuş cellat mezarlarına rastlamak mümkün olup bu mezarların ve mezar taşlarının üzerinde yazılı bir isim olmadığı gibi şekil ve süsleme de yoktur.
 
PİERE LOTİ  TEPESİ  VE OTANTİK TÜRK MAHALLESİ:
 
Tarihi Eyüpsultan Mezarlığı’nın sırtlarında Gümüşsuyu olarak anılan semtte yer alan ve halk arasında İdris-i Bitlisi (Osmanlı tarih yazarı – Burada Sıbyan Mektebini yaptırmıştır.) Tepesi olarak bilinen ancak daha sonraları Piere Loti Tepesi olarak meşhur olan bu tepenin konumu ve manzarası 19. yüzyılda İstanbul’a gelen yabancıları etkilemiş, seyahatnâmelerde ve yabancı kaynaklarda yer bulmuştur. Bu tepe Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde “İdris Köşkü Mesiresi” olarak geçer. Büyülü bir manzaraya sahip olan tepe, 19. yüzyılda İstanbul’a gelen birçok seyyahı ve sanatçıyı etkilemiştir. Pierre Loti Kahvesine ulaşmak için yaya yolu haricinde teleferikle de mümkündür.
 
Yakın dönemin Fransız edebiyatın önemli yazarlarından biri olan Pierre Loti İstanbul yakın tarihinde de yer alan bir yazardır. Gerçek adı Louis Marie Julien Viaud olan yazar aynı zamanda bir deniz subayıydır. 1867 yılındaki Okyanusya seferi sırasında, Büyük Okyanus’ta yetişen bir çiçeğin adı olan “Loti” takma adını aldı.  Birçok kez İstanbul'da bulunmuş olan Pierre Loti, İstanbul'a ilk kez 1876 yılında bir Fransız gemisiyle, görevli subay olarak geldi. Loti, Osmanlı yaşam biçiminden etkilendi ve pek çok eserinde bu etkiyi gösterdi.” Aziyad adlı romanına adını veren kadınla burada tanıştı. İstanbul'da bulunduğu zamanlarda Eyüpsultan'da yaşadı. İstanbul'a hayran olan Pierre Loti, kendisini her zaman Türk dostu olarak nitelendirdi.
 
TARİHİ EYÜPSULTAN EVLERİ:
 
Eyüpsultan Hazretleri’nin burada medfun oluşundan dolayı İslam âleminde ayrı bir öneme sahip olan Eyüpsultan, altın çağını Osmanlı döneminde yaşamış. Bu dönemde sayısız tarihi esere ev sahipliği yapan semt, geleneksel Osmanlı mimarisiyle şekillenen evleriyle de diğer ilçeler arasında bir adım öne çıkmıştır.
 
Osmanlı’nın Eyüpsultan’a en güzel hediyelerinden biri olan bu evlerin bir diğer özelliği de aradan geçen onca zamana rağmen dimdik ayakta kalmayı başarmış olmalarıdır. Eyüpsultan evlerinin yapımında genellikle ahşap malzeme kullanılmıştır. Ahşap malzeme kullanılmasının ise iki nedeni vardır: Bunlardan birincisi, Eyüpsultan sokaklarının taş malzeme taşıyan at arabalarının geçişine izin vermeyecek kadar dar olması; ikincisi ise bu evlerde kullanılan ahşap malzemenin insan sağlığına faydalı olması ve depreme karşı dayanıklılık göstermesidir. İşte bu sebeplerle Eyüpsultan’ın dört bir yanı birbirinden güzel ahşap ve cumbalı evlerle donanmıştır.
 
SANTRAL İSTANBUL:
 
Silahtarağa Elektrik Santralı, Osmanlı Devleti’nin kent ölçekli ilk termik elektrik santralidir. Tesis, İstanbul’un en eski endüstri bölgesi olan Haliç’te kurulduğu 1911’den 1983’e dek kente elektrik sağlamıştır.
 
Türkiye’de kültür-sanat alanında bugüne kadar gerçekleştirilmiş en kapsamlı dönüşüm projelerinden biri olan Santralistanbul, 8 Eylül 2007'de açıldı. Santralistanbul bünyesinde, eski makine dairelerinin korunarak dönüştürülmesiyle oluşturulan, Türkiye’nin ilk endüstriyel arkeoloji müzesi bulunmaktadır.
 
RAMİ KIŞLASI:
 
Kayıtlarda “Rami Çiftliği Kışlası”, ilk kez II. Mustafa tarafından yaptırılmış ve II. Mahmud döneminde “Yeniçeri Ocağı’nın” kaldırılmasından hemen sonra 1826-1828 tarihleri arasında yenilenmiştir. Devrinin ileri örneklerinden biridir. Kırım Savaşı zamanında, Abdülmecid tarafından karargah olarak kullanılmıştır.
 
KIRKÇEŞME SU TESİSLERİ VE BELGRAD ORMANI:
 
Kanuni Sultan Süleyman devrinde Başşehir İstanbul’un nüfusunun hızla artması sebebiyle, önce yapılmış olan isalelerin suları kâfi gelmemiş su sıkıntısı baş göstermiştir. Bu sebeple Belgrat Ormanlarından su getirilmesine karar verilmiş ve bu amaçla, önemli bölümü Mimar Sinan eseri olan ve çoğu hâlâ ayakta kalan pek çok su kemerleri yapılmıştır.
 
Bu kemerlerden maliyeti bakımından en büyük olanı, “Kırkçeşmeler” adıyla anılır ve Eyüpsultan semti ile surlar içerisindeki bölgenin daha alçakta olan yerlerini besler. Kırkçeşme’nin yapımına 1554 yılında başlanmış ve 1563 yılında tamamlanan bu eser isale hattı, dağıtım tertibatı, şehir şebekesi ve teknik mükemmelliği ile dünyada eşine rastlanmayan, 450 yıldan beri sürekli çalışmakta ve halen de şehrin bir bölümüne su vermektedir.
 
5442 hektarlık bir alanı kaplayan Belgrad Ormanı, Kemerburgaz ile Bahçeköy arasında yer alır. İstanbul’un en ünlü ormanı olan bu mekânda 11 piknik yeri, koşu parkurları ve 7 tarihi bent bulunmaktadır.
 
MEHTERAN-I EYÜPSULTAN:
 
11 Temmuz 1997 tarihinde Eyüpsultan Belediyesi himayesinde kurulan Eyüpsultan Mehteri, çalışmalarını Eyüpsultan’da ki tarihi mehterhanesinde, yurtiçi ve yurtdışı konserlerini icra ederek sürdürmektedir. Mehter’in tarihî kostümü ve müziğiyle İslâmiyetten evvel Türk ordularının bando mızıkası olduğu, XV’inci yüzyıldan itibaren de şimdiki “Mehter” adını aldığı bilinmektedir. Daha sonra teşkilâta, teşrifata ve kanunlara bağlandığı, musiki faaliyetlerinde bulunduğu, bilinmektedir. Mehter, Türk tarihinde devletin egemenlik, hükümranlık sembolü olarak yer almıştır.
 
TARİHİ ÇEŞMELER:
 
Eyüpsultan’ın farklı bölgelerinde yapılan çeşmelerin sayısı 100’ün üzerindedir. Birçoğu meydan çeşmesi, az bir kısmı da cephe çeşmesi tarzındadır. Hemen hemen tamamının su haznesi vardır. Meydan çeşmelerinin büyük bir kısmı düzgün kesme taş bloklarla, az bir kısmı da tuğla hatıllı kesme taşlarla yapılmıştır. Cephe çeşmeleri ise bulundukları yapının tipine göre sıvalı veya mermer kaplamalıdır. Genellikle dokuz metrekare boyutlarda olan bu çeşmelere Eyüp’ün tüm mahallerinde rastlamak mümkündür. Bazılarının üzerinde kitabeleri de vardır. Günümüzde su kaynakları ile şebekelerdeki değişimler nedeniyle bir kısmı aktif değildir.
 
EYÜPSULTAN İSKELESİ VE HALİÇ KÖPRÜSÜ:
 
Osmanlı döneminde Eyüpsultan’da, Eyüpsultan Camii’ne yakın Haliç üzerinde tarihi iskele vardı. Osmanlı padişahları, Eyüpsultan ziyaretlerine kayık ile geldiklerinde bu iskeleyi kullanırlardı. Karaya çıktıktan sonra ise cülus yolundan geçerek Eyüpsultan Camii’ne giderlerdi.
 
Eyüpsultan İskelesi Haliç'in zaman içerisinde dolması nedeniyle uzun yıllar işlevini sürdürememiştir. Haliç kıyısı boyunca sıralanan diğer iskeleler ile birlikte 1913 yılında İtalyan Haliç Şirketi tarafından ahşap iskele binası olarak inşa edilmiştir. 1990'lı yıllarda yapılan Haliç temizleme çalışmaları neticesinde artık Eyüpsultan İskelesine yeniden vapur yanaşabilmektedir. 
 
İstanbul Çevre Yolu Projesi kapsamında 1974 yılında yapımı tamamlanan Haliç Köprüsü, 1 kilometre uzunluğunda, 70 metre genişliğinde ve 22 metre yüksekliğindedir. Eyüpsultan’ın kuşbakışı gören köprü, Halıcıoğlu ile Ayvansaray arasında yer almaktadır.
 
EYÜPSULTAN OYUNCAKÇILIĞI VE OYUNCAKÇILAR ÇARŞISI:
 
İstanbul'un dini amaçlı bir ziyaret mekânı olan Eyüpsultan, özellikle sünnet merasimi nedeniyle ziyaret edildiğinden, çocuk müşterilere ulaşma imkânı sayesinde 17. yüzyıldan itibaren oyuncak üretiminin merkezi haline gelmiştir. Evliya Çelebi'ye göre 1635 yılında, bu tarihi çarşıda 100 dükkânda 105 kişi oyuncak yapıp satarmış. Tamamen Haliç çevresindeki imalethanelerden artan malzemelerin değerlendirilmesiyle yapılan oyuncaklar, bölgeye gelen ziyaretçiler tarafından satın alınırdı.
 
Eyüpsultan’da oyuncaklaryüzyıllarca toprak, tahta ve deriden üretilmiştir. Oyuncakçı esnafı oyuncak satışlarına ve oyuncak üretimlerine devam etmektedir. 2005 itibariyle Eyüpsultan Oyuncağı yapan insan sayısı, Zal Mahmud Külliyesi’ndeki atölye sayesinde çoğalmıştır. Günümüzde Tarihi Eyüpsultan Çarşısı’nda bulunan dükkânlarda ahşap oyuncaklar satılmaktadır.
 
EYÜPSULTAN MÜZİSYENLER KAHVESİ:
 
III. Sultan Selim’in annesi Mihrişah Sultan tarafından Eyüpsultan’da yaptırılan ancak zamanla yok olan Müzisyenler Kahvesi; bir zamanlar Türk musikisinin önemli isimlerinden Büyük Dede Efendi, Eyyübi Mehmed Bey, Zekai Dede Efendi’nin buluşarak meşk ettikleri kahve olması sebebiyle tarihi öneme sahiptir.
 
Eyüpsultan Haliç kenarında Bostan İskelesi’ndeki eski yerinde yeniden inşa edilmiştir. Haliç manzarasına hakim olan ve iç mekanı geniş bu yapı günümüzde Eyüpsultan Belediyesi Kütüphanesi olarak hizmet vermektedir.
 
KEMERBURGAZ VE GÖKTÜRK:
 
Osmanlı Devleti döneminde bir Rum iskân sahası olan Kemerburgaz’a 1924 senesinde yapılan mübadele neticesinde Türkler yerleştirilmiştir. Kemerburgaz, tarihten bu yana İstanbul’un mesire yerlerinden biridir. Son yıllarda Kemerburgaz yeşil çevresi ve İstanbul’a göre çok temiz havası, çevre düzenlemesi yapılmış estetik yapılarıyla villa kent görünümüne bürünmüştür.
 
VIALAND:
 
Dünyada ve Türkiye’de bir tema parkını, AVM ve gösteri merkezi ile birleştiren ilk alışveriş eğlence ve yaşam kompleksi olan Vialand 2013’ te Eyüpsultan Yeşilpınar Mahallesi’nde hizmete açılmıştır. Yüz futbol sahası büyüklüğünde yer alan Vialand’da alışveriş caddeleri, Vialand Şatosu, gösteri merkezi, konser alanı geniş yeşil alanları ve göleti ile İlçe turizmine katkı sağlamaktadır.